Kategori

Seyahat

Kategori

Biz yaptık, size de tavsiye ediyoruz:

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ndan önce sizin için Avrupa’nın en çok ziyaret edilen temalı eğlence parkı Disneyland Paris’e gittik ve her gün, her yaştan binlerce ziyaretçiyi ağırlayan büyülü Disney dünyasının kapılarını araladık.

Avrupa’da bulunan tek Disney parkı olan Disneyland Paris, 1992 yılında kapılarını ziyaretçilere açmış. 100 farklı ulustan 15.000’i aşkın çalışanıyla Disneyland Paris, Paris’e 32 kilometre uzaklıktaki Marne-la-Vallée bölgesinde bulunuyor. Şehir içinden trenle kolayca ulaşım sağlayabileceğiniz bu muhteşem eğlence parkının bir özelliği de dünyadaki tüm Disney parkları arasında hareket edip arada gürleyen bir ejderha animatroniğine sahip tek park olması.

Parkı daha uzaktan gördüğümüz anda heyecana kapılmaya başlasak da kendimizi tutuyoruz. Parkın ilk giriş bölümü olan Main Street USA, Disney dünyasının kurucusu Walt Disney’in büyüdüğü kasaba modelinden esinlenilerek yaratılmış. Giriş bölümündeki sıra sıra dizili rengârenk dükkanlar aklımızı başımızdan alsa da alışverişlerimizi turumuzun sonuna saklamaya karar veriyoruz.

Detaylara Gizlenmiş Mickey’ler

Asıl büyük heyecanımızı ise, Disney deyince aklımıza gelen ilk karakter Mickey’i karşımızda görünce yaşıyoruz. Çocukluğumuzun sevimli mi sevimli kahramanı her zamanki sımsıcak gülüşüyle karşılıyor bizi. Bu noktada şunu da paylaşmadan geçmeyelim; çocuklardaki gerçeklik algısının bozulmaması için koskoca Disneyland’de sadece bir Mickey ve bir Minnie var. Her yerde karşınıza çıkmayan bu karakterlerle gerçeklik algısı destekleniyor ve çocuklar Minnie ve Mickey’den sadece birer tane olduğuna inanıyorlar. Ama parkın havalandırmalarından yol döşemesindeki taşlara, aksesuarların yerleştirilme şeklinden süslemelerdeki detaylara kadar gizlenmiş binlerce Mickey kafasını bulmak için aramızda bir oyun kuruyor ve çok eğleniyoruz.

Main Street USA’dan sonra parkın dört ana bölümü var: Frontierland, Adventureland, Fantasyland, Discoveryland. Sanırım bizim ilgimizi en çok çeken -ki yaş ortalamasının en yüksek olduğu kısım- Adventureland oldu. Burada Indiana Jones’un maceralarına katılıp Karayip Korsanlarları’yla savaştık. Discoveryland’de Buzz Işık Yılı’nın kötü adamı yenmesine yardım edip, Fantasyland’deki Uyuyan Güzel Şatosu’nda prensin gelip öperek bizi uyandırmasını hayal ettik.

Sınırsız Aktivite Alanında Leziz Yiyecekler Denedik

Disneyland Paris’te yapacak aktiviteler saymakla bitmez ama biz sizin için denediklerimizden birkaçını daha aktaralım; yaşayacağınız en benzersiz hız treni deneyimi için Big Thunder Mountain, Star Wars severlerin bayılacağı HyperSpace Mountain, Neverland’in büyüsüne inanmaktan vazgeçmeyenler için Peter Pan Flight mutlaka denemeniz gereken aktivitelerden.

Bu kadar maceradan sonra karnınız mı acıktı? Size neredeyse akılınıza gelen her türlü yemek seçeneğini Disneyland Paris’te bulabileceğinizi söyleyelim. Birbirinden farklı temalarla hazırlanmış restoranlar arasında bizim en çok dikkatimizi çeken Cafe Mickey oldu. Burası çocuklu ailelerin de en çok tercih ettiği yer. Tüm bu restoranlar dışında Disney karakterleri şeklinde waffle’lardan şekerlemelere, çikolatalardan sosisli sandviçlere kadar lezzetli mi lezzetli birçok alternatif mevcut. Biz Mickey şeklindeki, karamelli çikolata soslu waffle’ları yerken kendimizden geçtik. Walt Disney’in kararıyla parkta bulamayacağınız tek şey ise sakız. Parkları temiz tutmak adına bu kararın alındığını da belirtelim.

Günün En Önemli Anı: Geçit Töreni

Tüm gezmeler, maceralar ve leziz keşiflerden sonra artık Disneyland Paris’te akşam olmuştu ve biz de gittikçe hareketlenen kalabalıktan önemli bir şeylerin olduğunu anlamıştık. Kalabalığın gittiği yöne doğru biz de yol aldık ve anladık ki her akşam 5’te Disneyland Paris’in en önemli, en kaçırılmaması gereken olayı varmış: Geçit Töreni! Çocukluğumuzun tüm kahramanları şarkılar ve danslarla önümüzden geçerken biz de onlara eşlik ettik, yeniden çocukluğumuzun o en masum, o en güzel günlerine döndük. Geçit Töreni hepimizin yüzünde kocaman bir gülümseme bırakarak uzaklaşırken, bu güzel günü Main Street USA bölümündeki meşhur Disney mağazası Emporium’dan içimizdeki çocuğa hediyeler alarak bitirdik ve Disneyland Paris’ten kocaman bir mutlulukla ayrıldık. Muhteşem kapıdan çıkarken son düşüncemiz buraya mutlaka tekrar gelmemiz gerektiğiydi.

Disneyland Paris anlatmakla bitmez, eğer siz de bu eşsiz ve büyülü macerayı yaşamak istiyorsanız Atlasglobal Paris uçuşunuzu hemen ayırtın.