Malum masalları bilirsiniz: Mesela Sezar, bilinen dünyayı ele geçirir; Galya’da küçük bir köy dışında… Ya da iyi bir çocuk olursanız, küçük mavi yaratıkları görebilirsiniz. Küçük Deniz Kızı, sevdiği adam için denizlerden vazgeçer… Bütün bu hikayelerin Avrupa’nın kuzeyinde, aynı coğrafyada yer alması bir tesadüf olabilir mi sizce? Peki, renk, ışık ve gölgenin çok değerli ressamlarının, Van Gogh’un, Rembrandt’ın Felemenk olmasına ne demeli?

Hayal gücü ve estetik merakının yanında renklere, sanata ve geçmişiyle barışık yaşamaya meraklı Kuzey Avrupalılar, Viking ve Felemenk gelenekleriyle dünyaya başka bir pencereden bakıyorlar. Geçmişi gelecekle birleştirirken, doğanın kalbine sanatsal bir dokunuş yapıyorlar. İşte Hollanda’nın kuzeydoğusundaki minik kasaba Giethoorn’un masalsı atmosferi, tüm bu saydığımız detayların kesişim kümesi gibi.

Tamamıyla küçük kanallarla çevrili, 2500’den biraz fazla kişinin yaşadığı bu muhteşem masal köyünün 1500 yıllık bir tarihi var. Bu köyde yerleşim kuran ilk Felemenkler, minyatür kanalların arasına, üzeri tabaklanmış samanlarla kaplı evler yapmışlar ve dünyanın kalanından arınmış küçük bir şehir yaratmışlar. Balıkçılık yapan bu kabile, büyük bir sel nedeniyle şehrin dört bir yanına dağılmış keçi boynuzlarından esinlenerek buranın adını “keçi boynuzu” anlamına gelen “Goat Horn” olarak belirlemiş. Bu isim, birçok tarihi şehirden aşina olduğumuz üzere, zamanla evrilerek “Giethoorn”a dönüşmüş.

Güzelliklerini Keşfedeceğiniz Büyülü Bir Köy

Amsterdam’dan Zwolle’ye 1 saatlik tren yolculuğunun ardından 45 dakikalık bir otobüs aktarmasıyla varılan Giethoorn, dünyanın kalanından soyutlanmış bir köy. Otobüsten Giethoorn durağında iniyor ve önce bir hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Çünkü otobüs sizi, sıkıcı bir yol kenarında, bir nevi bir İETT durağının kıyısında bırakıyor. Şaşkınlıkla “Ne işim var benim burada?” diyorsunuz. Böyle durumlarda size tavsiyemiz evrensel bir gerçek: Kalabalığı takip edin. 😊 Otobüs durağının az ilerisinde, sağda bir sosyal tesis tabelası göreceksiniz. İşte tam oradan sağa dönüp uzun bir yoldan ağaçlara doğru yürüyün. Yaklaşık 10 dakika sonra mutluluğa ve huzura ulaşacaksınız: İşte, Giethoorn karşınızda!

Küçücük bir kanal yolu, etrafında ahşap ve tuğladan yapılmış tek katlı evler… 160’tan fazla köprü ve hiç taşıt olmayan bir hayat! Küçücük evler, çiçek ve ağaç dolu bahçeler; çimenlerin arasında, suların korumasında tasarlanmış. Kanalların üzerine yapılmış, minik ve yüksek köprülerden geçerken evlerin boyları sizin boyunuzdan kısa kalıyor! Kendinizi uçsuz bucaksız bir Hobbit köyünde ya da Şirinler’in köyünde hissetmeniz için başka hiçbir şeye ihtiyaç yok!

Giethoorn’da bütün ulaşım, kanallar arasında sandallarla ya da yaya olarak yapılıyor. Kesinlikle arabanın girmesi mümkün değil; zaten araba girecek, araç sürülecek bir yol da yok bu Hobbit köyünde! Kişi başı 8€ karşılığında yapılan kanal turlarıyla bütün kanallardan geçebiliyor, şehrin paralelinde bulunan gölde tatlı bir gezintiye çıkabiliyorsunuz. Kanal turunda, gölün ortasındaki minik adaya yerleşmiş bir otel gördüğünüzde hayranlığınızı gizleyemiyorsunuz. Etrafta insanların sesleri duyulmuyor! Bir araç gürültüsü yok. Sadece motorlu sandalların sesleri ve su seslerini duyabiliyorsunuz. O da sadece bir saate kadar.

Su Kıyısında Huzur Kokan Lezzetler

Bu şahane masal şehrinde aynı zamanda 20’den fazla otelcik var. Hepsi de son derece keyifli ve sıcak insanlar tarafından işletiliyorlar. İnsanlar son derece güleryüzlü ve yardımseverler… Özellikle köprülerin arasındaki güzel restoranlarda keyifli yemekler yemek için asla bir bahane aramayın! Dünya mutfağının keyifli örneklerini bu şık, samimi ve güzel restoranlarda tadabilirsiniz. Fiyatlar, Hollanda’nın genelinden çok farklı değil… Bu keyifli atmosferde yemek yemek ise paha biçilemez!

Giethoorn’u gördükten sonra, Şirinler’i yazan Peyo’nun, Asterix’in Goscinny’sinin, Andersen’in bu muhteşem köyden ilham almadığını söyleyemiyoruz ve size sadece bir tavsiye yapıyoruz: Eğer siz de Atlasglobal’le unutulmaz bir seyahat yaşamak istiyorsanız, Amsterdam’a biletinizi aldığınızda, Kuzey Avrupa’nın bu keyifli köyünü mutlaka tatil planınıza ekleyin…

İyi tatiller dileriz! 😊

Write A Comment

one + 2 =