Eminiz hepiniz “Şu şehir doğunun Paris’idir!”, “Hayır o değil, bu şehir doğunun Paris’idir!” gibi polemiklere şahit olmuşsunuzdur. O zaman sözün aslında biraz farklı olan orijinalini biz söyleyelim; “Beyrut, Orta Doğu’nun Paris’idir.”

Lübnan’ın başkenti olan, yaklaşık 2 milyon nüfuslu bu Akdeniz şehri için söylenebilecek ilk kelime; çok çeşitlilik. Müslüman, Hristiyan, Arap, Ermeni, göçmen, eski, yeni, modern ve gelenekselin iç içe geçtiği bu girift kent, size hem Orta Doğu’da olduğunuzu unutturuyor hem de burada bulunduğunuzu sonuna kadar hissettiriyor. 70’li yıllarda yaşanan iç savaşın ardından, birbirine saygı duyarak yaşamayı öğrenen ve bundan memnun olan halkın yanında, yeni yapıları, modern restoranları, inanılmaz sanat organizasyonlarıyla Beyrut, Lübnan’ın yükselen değeri olmaya devam ediyor.

Beyrutluların sloganı: “Her şeye rağmen hayat devam ediyor! Ye, iç, eğlen!”

Hüzünlerini geride bırakmayı bilen Beyrut halkı için söylenebilecek en önemli şey; her durumda dışarı çıkabilmeleri ve hayatı çok sevmeleri. Beyrut’un kalbinin attığı sokaklardan biri olan ve bizim İstiklal Caddesi ile özdeşleştirebileceğimiz El-Hamra Caddesi, tam da yaşamayı seven Beyrutluların kesişim noktası diyebiliriz. Lüks konutlar ve gökdelenlerle yükselen semt Downtown da ihtişamını geri kazanan Beyrut’un adeta bir simgesi gibi. Çarşı anlamına gelen Souk bölgesi daha çok açık havada alıveriş yapabileceğiniz dükkânların olduğu bir cadde iken, Jemmayze bölgesi hem popüler hem de bohem hayatı benimseyenleri kucaklayan, birçok galeriye ve sanat etkinliğine ev sahipliği yapan bir bölge. Zaitunay Bay ise şehrin en ihtişamlı yapılarına, restoran ve mağazalarına sahip, Akdeniz ikliminin keyfini doyasıya çıkaracağınız zengin sahil kesimi.

Doğal güzellikler, tarihi mirasla buluşuyor

Yaklaşık 2 saatlik uçak yolculuğu ile ulaşabileceğiniz Beyrut; Güvercin Kayalıkları, iki katlı mağara diyebileceğimiz Jeita Mağaraları gibi doğal güzelliklerinin yanı sıra önemli ve ilginç müzelere de sahip. Birbirinden farklı doğal taşları ve nadide değerli taşları görebileceğiniz Mim Museum sizin için ilginç bir deneyim sunarken, tarihin her döneminden önemli eserleri inceleyebileceğiniz Beyrut Ulusal Müzesi ve Beyrutlu ünlü koleksiyoncu Nicolas Sursock’un görülmeye değer konağındaki Sursock Müzesi size farklı bir Beyrut deneyimi yaşamayı vadediyor.

Orta Doğu’nun yükselen sanat şehri

Tüm güzelliklere sahip Beyrut’un son zamanlarda ivmesini daha da yükselten şey ise, kentte sürekli olarak düzenlenen sanat etkinlikleri. Sanatta dışa dönük bir tutum sergilemesi ve dünyanın her yerinden gelen sanatçılar için rahat bir ortam sağlaması Beyrut’u bulunduğu coğrafya içinde başka bir boyuta taşıyan bir merdiven adeta. Kentte devamlı olarak düzenlenen sergiler, konuşmalar, çağdaş sanat performansları, tasarım panelleri, özellikle de müzik organizasyonları, Beyrut’un çok kültürlü atmosferiyle birleştiğinde size unutulmaz bir deneyim yaşatacak. Dünya modasında giderek söz sahibi olan Beyrutlu tasarımcılar da giyim kuşamına pek düşkün bu kentin dünyaya açılan başka bir yüzünü temsil ediyor.

Biri humus mu dedi?

Arap mutfağının Akdeniz kıyılarıyla bütünleşmesinin başarılı bir örneği sayılabilecek Beyrut mutfağı, birbirinden lezzetli birçok seçeneği sunsa da size tavsiye edebileceğimiz bazı mekanlar var. Siz de eğer bir humusseverseniz, Ashrafieh bölgesindeki Le Chef size bu konuda fazlasıyla yardımcı olacak. Klasik Lübnan mutfağının güzel örneklerini sunan Le Mounir, şehrin en iyi balık restoranı kabul edilen Chez Sami, öğle yemeğinde farklı alternatifler deneyebileceğiniz Tawlet in Mar Michael, Karam Restaurant ve Leila size önerebileceğimiz yerler arasında. Son olarak söyleyeceğimiz şey ise; nerede yerseniz yiyin ama Beyrut’tan humus, falafel, toubuleh yemeden, Arap kahvesi içmeden dönmeyin! Beyrut yolculuğunuz için ise Atlasglobal ilk tercihiniz olsun!

Write A Comment

3 × 1 =