İrlanda’nın başkenti Dublin, Liffey Nehri’nin etrafına kurulmuş. Hatırlar mısınız? Üsküp de aynı tarza sahip bir şehirdi. İnsanoğlu seviyor galiba nehrin üzerine bir köprü ve köprünün iki yanına şehir kurmayı, ne dersiniz? Neyse, biz konumuz Dublin’e geri dönelim. Bilirsiniz, İrlanda huzur yeridir. Mutlu insanlarıyla bile ünlüdür. Sokaktan geçen 5 kişiye “Nerede yaşamak isterdiniz?” diye sorsanız, 3’ü İrlanda diyebilir. O zaman bu kadar övdüğümüze göre Dublin’e gitmek için 5 nedeni çok rahat sayabiliriz!

  1. İrlanda Müzikleri

İrlanda kültürü demek, geleneksel müzikleri, kendine özgü bol ayak figürüyle yapılan “step dancing” adlı folklorik dansları ve bu dansın meşhur gösterisi “Riverdance” demektir. İrlandalıların sahneleri oldukça güçlü ve gerçekten eğlenmeyi iyi biliyorlar! Bakmayın, İrlandalı bir sürü sanatçı ve grup var. Örneğin, U2 ve The Cranberries gibi… O yüzden oturduğunuz bir kafede U2 şarkılarını duymanız muhtemel! Dikkat; o kadar deli dolular ki sizi bir anda dansa kaldırabilirler. Bu çok eğlenceli! Neşeli bir müzik tarzına sahip İrlandalılar aslında müziklerinde kendi kültürlerini yansıtıyorlar. Yollarda flüt, gayda, gitar ve saksafon çalan müzisyenlere rastlayabilirsiniz. Dublin’de “Irish Live Music” tabelalarıyla sık sık karşılaşabilirsiniz. Çünkü canlı müziği bir ayrı seviyorlar. Her kafede canlı müzik var neredeyse.

  1. İnsanlardaki Gerçek Mutluluk

Dedik ya, çok neşeli bir kültüre sahipler. O kadar mutlular ki insana derdini unuttururlar. Burada herkes işini severek yapıyor ve bolca gülümsemeyi unutmuyor. Herkes böyle olunca da ortaya çok mutlu bir tablo çıkıyor. Dublin bu yüzden fazlasıyla pozitif enerji yayıyor. Belki de yaşadıkları yerle alakalıdır mutlulukları. Sonuçta bol oksijenli bir bölgede yaşıyorlar. O kadar iyiler ki insan “Bu kadar iyi insan var mı dünyada ya?” diye düşünmeden edemiyor. Çünkü en basitinden yol sorduğunuzda bile elinden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyorlar. İnanılmaz bir toplum! Hatta burada tek başınıza bile gezebilirsiniz rahatlıkla. Belki de gerçek mutluluğu onlar her gün tadıyordur, ne diyorsunuz?

  1. Görülmesi Gereken Yerler

Cliffs of Moher uçurumları ve Rope Bridge… Bu iki yerden başlamalıyız. Cliffs of Moher uçurumları Atlantik Okyanusu manzarasıyla birleşmiş bir yer. Rope Bridge ise okyanusun üzerinde yürüdüğünüz bir köprü, ama halat ve tahtadan yapılmış bir köprü. Cesaret ister! St. Patrick’s Katedrali, Trinity College ve Dublin Kalesi gittiğinizde mutlaka gezmeniz gereken yerler. Edebiyat tutkunlarına bir tavsiye; Trinity College’da bir kütüphane var ki gerçekten ağzınız açık kalacak! Uzun koridor, efsane bir arşiv… 4 binadan oluşan İrlanda Müzesi’ne de mutlaka uğramalısınız. Yolunuz mutlaka Grafton Sokak’a düşecektir diye düşünüyoruz çünkü alışveriş, sokak aktiviteleri ve canlı heykellerin bulunduğu bu yerde bir tur atmak size çok iyi gelecek. Asıl gezintiye buradan sonra hazırsınız bizce!

  1. Dublin Festivalleri

St. Patrick’s Day (Aziz Patrik Günü) İrlandalıların ulusal günü olarak kabul edilir ve aslında dini bir gündür. Aziz Patrik, İrlanda’nın koruyucu azizidir ve her yıl 17 Mart’ta tüm İrlandalılar dans ederek ve şölene çevirerek kutlar. Dublin Tiyatro Festivali ise her yıl eylül ve ekim ayı arasında gerçekleşir. Peki, bu festivalin 1957’den beri kutlandığını biliyor muydunuz? Sanata bakış açısı bir başka burada. Edebiyata, sanata, kendi kültürlerine ve müziğe ayrı bir ilgileri var ve tüm festivalleri de bu doğrultuda gerçekleşiyor. Hepsinin ayrı bir anlamı var. Aslında bu festivaller bölümünü yazmakla bitiremeyiz çünkü İrlandalılar 400’den fazla festival kutluyor! Kim bilir, belki bir gün bu konu hakkında ayrı bir yazı yazarız…

  1. Yeşilliği, Doğası, Oksijeni

Geldik en güzel bölüme, İrlanda dendiğinde zaten aklımıza bol yeşillik geliyor! Dublin’i Dublin yapan da yeşil alanları, doğası ve parkları sanıyoruz. Bu parklardan size birkaç örnek verelim; St Stephen Green Park, National Botanic Garden, National War Memorial Park, Phoenix Park… Uzar gider bu liste ama başta gelen isimleri de sizlerle paylaşmış olduk. Burada alışık olmadığınız kadar oksijene erişeceksiniz. Karadeniz’de yaşamıyorsanız tabii… Dublin adeta yeşile yeterince doymuş bir şehir. Bu parklarda bisikletle dolaşmak da ciğerlerinizi açacaktır. Yeşile doyun, doğa sizi çağırıyor!

Dublin’e giderken İrlanda vizesi almanız gerekir. İngiltere vizesi de alabilirsiniz fakat bunun için İngiltere’ye de giriş yapmanız gerekiyor. Dublin’e mutlaka gidilmeli, çünkü burası herkesin bir gün yaşamak isteyeceği bir şehir. Hani derler ya “Emekli olayım, kasabaya yerleşeceğim.” Bizce Dublin’e gidin. Yerleşemezseniz de görün orayı mutlaka! Oradan döndüğünüzde kuş gibi hafif olacağınızı bilin. Bu yüzden de Dublin biletinizi erkenden alın çünkü bu yazıyı okuyanlar biletleri bitirecek.

Yunanistan’a bağlı bir Ege adası… Evet, Mikonos; Kiklad Adalarının bir parçası… Heyecan verici Mikonos’un zamanı geldi çattı! Neden “zamanı” diyoruz? Buralar yazın bir başka güzel oluyor da ondan……

Pedal çevirmeyi sevenler, sizler için çok özel bir yazı kaleme aldık. Bu yazımızda Atlasglobal’in kanatlarından indikten sonra, doya doya bisiklet kullanabileceğiniz dünyanın o meşhur şehirlerine gidiyoruz. Amsterdam, Hollanda…

Yaşasın, uzun zamandır hayalini kurduğunuz şehirle tanışma vakti geldi. Biz, konforlu bir yolculuk için koltuğunuzu ayırdık. Peki, siz daha sağlıklı bir yolculuk için üzerinize şöyle rahat bir şeyler…